
BAŞLIK 2: BİRAZ DA ANADOLU’NUN YILDIZI DİYOJEN
Türkiye’nin Sinop şehrinde, M.Ö. 412 yılında dünyaya gelen Diyojen, para tahribatı ile suçlanan babasıyla beraber Atina’ya sürgün edilmiştir. Kısa bir süre sonrasında Diyojen, burada bütün gelenekleri reddederek dönemin medeniyet anlayışına karşı çıkmış, böylece hiçbir şeye sahip olmadan yaşama şeklini benimsemiştir.
Bir fıçı içinde yaşayan Diyojen’in namını duyan Büyük İskender, onu ziyaret edip ihsanda bulunmak istemiş. Yaşadığı fıçı içinde güneşlenirken Diyojen’in yanına gelen Büyük İskender “Dile benden ne dilersen!” dediğinde, “Gölge etme, başka ihsan istemem.” demiş. İskender, bu olay üzerine “İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim.” demiş.
Gündüz vakti elinde lamba ile Atina sokaklarında dolaşan Diyojen, “Ne arıyorsun?” diye sorduklarında “Adam arıyorum!” cevabını vermiş. Bir fıçı içinde yaşayan, tek mal varlığı su içtiği çanak olan Diyojen, bir gün çeşmeden avucuyla su içen bir çocuk görünce çanağından vazgeçerek onu da atmış. Filozof Diyojen’e çevresindekiler “İhtiyarladınız artık, bundan sonra dinlenmeniz gerek.” şeklinde telkinde bulunmuşlar. Diyojen, “Niçin? Eğer koşucu olsaydım, koşunun sonuna doğru yavaşlamam mı gerekirdi yoksa tam tersine, bütün gücümle koşar mıydım ?” demiş. [1]
Filozof Diyojen, matematikçilerin Güneş’e ve Ay’a bakıp ayaklarının altını görmemelerine, hatiplerin doğruları söylemeye özen gösterip hiçbir şekilde doğru davranmamalarına, cimrilerin parayı küçümseyip aslında onu her şeyden çok sevmelerine şaşıyordu. İnsanların tencere tava satın alırken kenarlarına vurup sesini dinlemelerine, ama insan alırken karşıdan bakmakla yetinmelerine şaşıyordu.
Bir gün tapınak görevlilerini tapınaktan kupa çalmış bir bekçiyi götürürken görünce “Büyük hırsızlar küçük hırsızı götürüyorlar.” dedi. Zengin cahile de altın postlu koyun diyordu. Dünyada en güzel şeyin ne olduğu sorulduğunda “konuşma özgürlüğü” dedi.
Aslında o herkesin kendi gibi yaşamasını istememiştir; sadece insanlara en kısıtlı şartlar altında bile bir insanın mutlu, bağımsız, erdemli ve yeterli şekilde yaşayabileceği felsefesini anlatmaya çalışmıştır.
Bir gün Atina’dan Aegina adasına gemiyle giderken korsanlarca tutsak edilip Girit’e götürüldü ve köle pazarında satışa kondu. Çığırtkan “Elinden ne iş gelir?” diye sorunca “İnsanları yönetirim.” dedi. Güzel giysi giymiş birini gösterip “Beni ona sat, onun bir efendiye ihtiyacı var.” dedi. Bahsettiği kişi Kseniades’ti ve onu satın aldı. Korinthos’a götürüp çocuklarına öğretmen yaptı ve evinin tüm yönetimini ona bıraktı. Doksan yaşlarında iken Korinthos’ta öldüğü söylenir.
Doğduğu yer olan Sinop’un girişine 2006 yılında elinde bir fener yanında bir köpek olan ve altta içinde yaşadığı fıçının tasvir edildiği bir Diyojen heykeli yapılmıştır.
DİOJEN’İN SÖZÜ
-Çok dinlememiz ve az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır.
-“Mutluluk” diyordu o, “insanın içindedir.” İnsanın mutluluğu ve huzuru için tek ihtiyacı olan şey iyiliktir.
-İnsanları bedenine değil, ruhuna âşık etmelisin. [2]