Biraz da Mevlana’nın Rubaileri ve Şerhi (3)

 ‘’Yazık ki geç kaldık ve biz hala tek başımıza yapayalnız, kıyısı belirsiz bir denizdeyiz. Gemiye binmiş gece bulutlar arasında yol alıyoruz,  Allah denizin de onun verdiği erdem ve başarı ile gidiyoruz’’.

Bu rubaiyi tasavvufî bir bakış açısıyla incelediğimizde, Mevlana’nın insanın varoluşsal yalnızlığı, ilahî hakikate olan yolculuğu ve bu yolda Allah’a olan tevekkülünü dile getirdiğini görürüz.

"Yazık ki geç kaldık ve biz hâlâ tek başımıza yapayalnız..."

Bu ifadede, insanın nefsani perdelerle hakikatten uzak kalmasının hüznü sezilir. Mevlana burada, gaflet hâlinde geçirilen ömrün farkına varıldığını, ama bu fark edişin geç kalınmış bir uyanış olduğunu anlatır. Tasavvufta bu, “uyanış” (yakaza) hâlidir. Kâmil insan olma yolculuğu için geç kalındığını hissetmek, tevazu ve pişmanlığın bir tezahürüdür.

2.  "...kıyısı belirsiz bir denizdeyiz."

Buradaki deniz mecazi olarak dünya hayatını, varoluşu ya da marifet yolculuğunu temsil eder. Kıyısı belirsiz oluşu, bu yolculuğun sonunun görünmemesi, bilinmezlik ve sonsuzluk hissini taşır. Tasavvufta bu deniz, aynı zamanda Allah’ın sonsuz kudreti, ilmi ve aşkı olabilir. Sufi, bu denizde yüzmeyi öğrenmeden kıyıya ulaşamaz.

3.  "Gemiye binmiş gece bulutlar arasında yol alıyoruz..."

Burada gemi, insanın içsel arayışını, rehberliğini ya da bir mürşidi temsil edebilir. Gece bulutları, karanlıkları ve bilinmezlikleri sembolize eder. Tasavvufi yolda, hakikat arayışı kolay değildir; nefsin karanlıkları, dünyanın aldatıcılığı, insanı saptırabilir. Ama bu yolculuk bir gemiyle, yani doğru bir yönelişle, teslimiyetle sürdürülebilir.

4.  "Allah denizin de, onun verdiği erdem ve başarı ile gidiyoruz."

Son dizede tevekkül ve teslimiyet vurgulanır. Deniz Allah’a ait, biz O’nun denizinde, O’nun kudretiyle yol alıyoruz. Kazanılan hiçbir erdem bizim değil, hep O’nun lütfuyladır. Tasavvufî anlayışta, gerçek başarı fanî olanın değil, Baki olanın (Allah’ın) nasip etmesiyle mümkündür.

Özetle:
Bu rubai, tasavvufî anlamda insanın hakikate yolculuğunu, bu yoldaki yalnızlığını ve aczini, buna rağmen Allah’a olan güven ve teslimiyetini anlatır. Mevlana, burada okuyucuya "kendi yolculuğunu başlatmak için geç kalma" mesajı verirken, aynı zamanda ilahî lütuf olmadan hiçbir yere varılamayacağını hatırlatır.