Başlık 2: Biraz da Sünbül Sinan

Merzifon’da doğar. Asıl adı Yusuf Sinan’dır. Sünbul lakabını ona şeyhi Cemal-i Halveti tarafından verilmiştir.  Sünbül Efendi ilköğrenimini memleketinde tamamlar sonra İstanbul’a gider medrese tahsiline başlar. Devrin tanınmış âlimlerinden Efdalzâde Hamîdüddin’in talebesi ve ardından mülâzımı olur. Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye’nin pîri Cemâl-i Halvetî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girer. Üç yıl süren seyrüsülûk döneminden sonra hilâfet alır ve irşad göreviyle Mısır’a gönderilir. Cemâl-i Halvetî hacca giderken onu İstanbul’a çağırıp kızıyla evlendirir, postuna oturttuktan sonra hacca gitmek için yola çıkar. 1494 yılından vefatına kadar, kendi adıyla anılacak olan Koca Mustafa Paşa Dergâhı’nda irşad faaliyetini sürdüren Sünbül Efendi cuma günleri Ayasofya ve Fâtih camilerinde vaaz verir, Yavuz Sultan Selim yaptırdığı caminin açılış merasimi sırasında vaaz etme görevi ona verilir. Bu onun padişah nezdindeki itibarını göstermektedir.

Sünbül Efendi’nin devran uygulaması ulemâ ve meşâyih arasında tartışmalara sebep olur. İstanbul kadısı Sarıgörez Nureddin Efendi’nin, devran zikri yapan dervişlerin yakalanıp cezalandırılması için bir şikâyetname yazarak tasdik için Şeyhülislâm Kemalpaşazâde’ye gönderir, şeyhülislâmın Sarıgörez’in şikâyetnâmesini tasdik eder, Sünbül Sinan’ın bu fetvayı önlemek için Kemalpaşazâde’nin inanıp güvendiği Şeyh Yavsî Zâviyesi şeyhi Mehmed Efendi’yi devreye sokması üzerine şeyhülislâmın fetvayı uygulamaktan vazgeçer. Bu olaydan önce Sarıgörez ile Sünbül Efendi arasında bir münazara cereyan eder, şeyhin ilmî dirayeti ve mânevî nüfuzu karşısında Sarıgörez’in yenilgiye uğradığı belirtilmektedir.

II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerini idrak eden Sünbül Efendi, Muharrem 1529 yılında vefat eder. Cenaze namazı Fâtih Camii’nde Kemalpaşazâde tarafından kıldırılır ve dergâhının hazîresine defnedilir. Türbesi İstanbul’un Koca Mustafa Paşa semtindedir, en önemli ziyaretgâhlarından biridir.[1]

Sünbül Efendinin Bir Bestesi

-''Aşk ile iki cihanda şah olan gelsin beri,
-Rah-ı Hak'ta bende-i dergâh olan gelsin beri.
-Devlet-i dünya ile mağrur olanlar gelmesin,
-Aşk-ı fani, fena fillah olan gelsin beri.
-Sümbülî, ince durur kıldan sırat-ı müstakim
-Destgiri daima Allah olan gelsin beri.''

A. Bahattin YETİŞ

 

 

[1].Hür Mahmut YÜCER https://islamansiklopedisi.org.tr/sunbul-sinan