Biraz da Mevlana’nın Rubaileri ve Şerhi (Açıklaması) 1

Cihandaki sıcaklıklar aşk ateşindendir.
Cefadaki yumuşaklıklar da onun vefa sütündendir.
Güneşi utandıran o ay parçasından insan utanma duygusunu kaybeder.
Ne utanmazca haller bu?
Mevlana'nın rubaileri, aşkın derinliğini, insanın içsel halini, evrenle olan ilişkisini anlatan özlü sözlerle doludur. Bu rubaiyi şerh ederken, hem dışsal hem de içsel bir boyutun olduğu derinlikleri keşfetmek mümkündür. İşte Mevlana'nın sözlerine dair bir şerh:
1. ‘’Cihandaki sıcaklıklar aşk ateşindendir’’. Burada Mevlana, dünyadaki tüm sıcaklıkların, yani insanın içindeki coşku, aşk ve arzu gibi duyguların dışa vurumu olduğunu ifade etmektedir. Aşk, insanın ruhunu ateş gibi yakar ve o ateşin sıcaklığı her şeyde hissedilir. Her şeyin özünde aşk vardır; bu yüzden dünya da bir aşk ateşiyle yanmaktadır. Aşkın doğasında, insanı tüketmek, arındırmak ve yüceltmek vardır.
2. ‘’Cefadaki yumuşaklıklar da onun vefa sütündendir.’’ Mevlana, burada "cefa" kelimesiyle, aşk yolunun zahmetli, çileli, zor yanlarını kasteder. Ama bu cefanın, aşkın bir yansıması olduğunu belirtir. Aşk, bazen acı ve zorluklar getirir, fakat bu zorluklar, insanı yumuşatarak olgunlaştırır, bir tür arınma sürecine sokar. Ve işte bu arınma, "vefa sütü" gibidir. Vefa, sadakat, sevginin devamlılığı ve dürüstlüğüdür. Yani aşkın getirdiği zorlukların, içindeki sevgi ve sadakat ile yumuşatıldığını ifade eder.
3. ‘’Güneşi utandıran o ay parçasından insan utanma duygusunu kaybeder.’’ Mevlana burada, aşkın gücünün insanı o kadar sarstığını anlatır ki, insan, dış dünyadaki her şeyden, hatta evrendeki en yüksek ve en güzel varlık olan güneşten bile utanır hale gelir. O “ay parçası” (belki de bir sevgili ya da aşkın simgesi) o kadar parlaktır ki, onun karşısında diğer tüm şeyler solgun kalır. İnsan bu noktada, ahlaki değerlerinden veya toplumsal utanç duygusundan sıyrılır; aşk onu her türlü dışsal kuraldan ve çekinceden özgür kılar. İşte bu nokta, insanın aşkın derinliklerinde utanç duygusunun ortadan kalktığı bir aşamadır.
4. ‘’Ne utanmazca haller bu?’’ Mevlana burada bir nevi sorgular; aşkın derinliklerinde insanın her türlü toplumsal ya da kişisel kısıtlamadan özgürleşmesi, dış dünyadaki normlara karşı bir başkaldırı halini alır. Bu özgürleşmiş halleri, bir yandan "utanmazca" bir hal olarak görebiliriz. Ancak Mevlana için bu, bir tür olgunlaşma ve aşkın kudretinin bir göstergesidir. Aşk insanı o kadar derinden etkiler ki, o, artık dış dünyaya ve onun değer yargılarına bakmaz, sadece içsel bir özgürlükle var olur.
Sonuç olarak, Mevlana'nın rubaisinde aşk, bir tür manevi ateş, ceza ve ödülün karışımı, insanın ruhunu yeniden şekillendiren bir kuvvet olarak karşımıza çıkar. Aşkın insanı her türlü dünyasal çekince ve utanmadan sıyırıp saf bir sevgi ve sadakatle yoğurması, aşkın gerçek gücünü simgeler.