MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (37,38,39,40)

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (37)

Allah mademki bize ayrılık yazısı yazmıştı, bu savaşlarımız, bu dargınlıklarımız neyeydi? Kötü isim zahmetimden kurtulurdun; İyi isem birlikte yaşadığımız günleri anardın.

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (38)

Bana aşktan başkası yoldaş olmadı. Ne dünyaya gelmeden önce, ne de daha sonra aşksız yaşadım. İçimden bir ses bana can verir ve derki: Ey aşk yolunun olgun yolcusu bana kapıyı aç!

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (39)

Bir derviş beni el çırpan, oynayan bir adam haline getirdi; Beni ululuktan, akıldan ve candan yoksun eyledi. Nihayet onun gönlü benim gönlüm gibi oldu.Beni dilediği kalıba soktu (yeniden yoğurdu).

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (40)

Bizim gönlümüzün dumanı sevda nişanıdır ey gönül! O duman ki gönülden tütmektedir ey gönül! Gönülden gönüle çarpan her kan algası sanki gönül değil bir denizdir. Ey gönül!