BİRAZ DA MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (8)

 

Bu aşk ateşi bizi pişiriyor ve her gece harabat semtine çekiyor san ki;

Bizi harabat erenleriyle bir araya getiriyor ki onlardan başkası bizi bilmesin diye…                    

Tasavvufî Yorum:

1 .“Bu aşk ateşi bizi pişiriyor...”
Kulun Allah’a ulaşmasındaki en güçlü vesiledir. Burada bahsedilen “ateş”, mecazî anlamda mânevî aşkın yakıcılığıdır. Tıpkı Mevlânâ’nın deyimiyle hamken pişmek gibidir bu. Nefis ateşle yanar, arınır, saf hâle gelir. Bu aşk, insanın kalbini tutuşturur, onu dünyevî bağlardan çözer ve hakikate yöneltir. Pişmek, olgunlaşmak demektir; yani bu aşk insanı hakikat yolculuğunda kemale erdirir.

2 .“...ve her gece harabat semtine çekiyor sanki;”

“Harabat”, tasavvufta mecazen dışarıdan bakıldığında perişan, ancak içinde hakikatin saklı olduğu yer anlamında kullanılır. Aynı zamanda bu kelime, dünyevî görünüşte aykırı olan ama hakikatte aşkın sırlarını taşıyanların meclisi olarak da anlaşılır. Gece ise mânevî tefekkür ve zikir vaktidir. Her gece oraya çekilmek, kulun iç âlemine dönmesidir.

 3 .“Bizi harabat erenleriyle bir araya getiriyor ki...”

Buradaki “harabat erenleri”, zahiren sarhoş, mest, belki aykırı görünen ama bâtınen aşk sarhoşu olan Hak âşıkları, erenler, sufîlerdir. Bu aşk ateşi, kişiyi onların meclisine dahil eder; çünkü gerçek aşkı ancak onlar bilir. Onların sohbeti, irşadı, kalpleriyle olan halleri kişiyi hakikate ulaştırır.

4 .“...onlardan başkası bizi bilmesin diye…”

Bu söz, aşkın mahremiyetini ifade eder. İlahi aşk öyle bir sırdır ki, herkes anlayamaz. Sır, sadece ehlince bilinir. Aşk ehli olmayanların yanında bu hâli ifşa etmek, sırrı ehil olmayana vermek olur. O yüzden aşk, sadece onunla yanmış olanlarla paylaşılır.

Sonuç olarak:

Bu rubai, Mevlânâ’nın Allah aşkıyla nasıl yandığını, bu aşkın onu gece vakti hakikat meclislerine, içsel sarhoşluğun, mestliğin yaşandığı yerlere çektiğini; bu aşkın yalnızca aşk erenleriyle paylaşılabilecek kadar derin bir sır olduğunu anlatır. Bu da tasavvufun özüdür: Aşk ile yanmak, olgunlaşmak, sırra ermek ve ehline kavuşmak.