Başlık 2: Biraz da Hariri

1054 yılında Basra yakınındaki Meşan kasabasının Benî Harâm mahallesinde doğar. Ailesi ve kendisi ipek ticaretiyle meşgul olduğu için İbnü’l-Harîrî veya daha çok Harîrî nisbesiyle tanınmıştır.

İlk tahsilini Basra’da Ebû Temmâm Muhammed b. Hasan el-Mukrî, Ebü’l-Kāsım Hüseyin b. Ahmed el-Bâkıllânî gibi âlimlerden alır.

İslâmî ilimlerle sarf, nahiv, aruz-kafiye, şiir, ahbâr ve ensâbın yaygın olduğu Basra kültür muhitinde yetişip çeşitli alanlarda otorite sayılan hocalardan çok iyi bir öğrenim gören Harîrî aynı zamanda güçlü bir zekâ ve hâfızaya sahipti, Harîrî en çok edebiyatla meşgul olmuştur.

Harîrî Basra’da istihbarat âmiri olarak görev yapar, önce tahsil maksadıyla, daha sonra da çeşitli sebeplerle gidip geldiği Bağdat’taki birçok önemli kimseyle temas kurar.

Mert, faziletli, dürüst ve iffetli bir kişiliğe sahip olan Harîrî çirkin bir yüze sahipti. Kendisi de çirkinliğinin farkında olmalı ki bir gün mescidde görüşmek için yanına gelen bir kişi, bu kadar çirkin bir kimsenin Harîrî olup olmadığında tereddüt ederek birkaç defa yaklaşıp uzaklaşır, durumu anlayan Harîrî, “Muaydî’nin adını duyman onu görmenden daha hayırlıdır” anlamındaki Arap atasözünü hatırlatarak adamı yanına çağırmıştır. “Ayın aldattığı ilk gece yolcusu sen olmadığın gibi mezbeledeki yeşilliğin aldatıp hayran bıraktığı ilk otlak arayıcısı da sen değilsin. Haydi, git, benden başkasını ara. Zira ben Muaydî gibi bir adamım; adımı duy, fakat beni görme” anlamında bir kıta okumuş, bunun üzerine adam mahcup bir vaziyette oradan ayrılır.

Harîrî, 10 Eylül 1122 tarihinde Basra’da vefat eder.[1]

Hariri’nin Sözü

-İhtiyarlk da bir misafirdir, onu ağırlamak gerek.

-Fırsat, yaz bulutuna benzer.

-Kalbura emanet edilen su zayi olur.

A. Bahattin YETİŞ

 

[1].Hulusi KILIÇ.https://islamansiklopedisi.org.tr/hariri