Başlık 2: Biraz da İdris-i Bitlisi
Bitlis’te dünyaya gelir, ilk eğitimini babasından alır ve onunla birlikte gittiği Diyarbekir ve Tebriz’de aklî ve dinî ilimleri tahsil eder. Akkoyunlu Devleti’nin Safevî şeyhi İsmâil tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Şah İsmâil’in Tebriz’e davetini reddedip Osmanlı Devleti’ne sığınır (1501).
II. Bayezid tarafından 1485’te Yâkub Bey adına yazdığı mektupla tanınan ve takdir edilen İdris Osmanlı sarayında büyük itibar görür ve kendisine yüksek maaş bağlanır. II. Bayezid’in emriyle Heşt Bihişt adlı Osmanlı tarihini yazmaya başlar ve eserini otuz ay içinde tamamlayıp (1506) padişaha sunar 50.000 akçe nakit verilerek ödüllendirilir. 1511 Temmuzunda hac yolculuğuna çıkar. Mekke’den gönderdiği bir mektupta, yazdığı eserin karşılığını göremediğinden ve kendisine haksızlık edildiğinden bahsederek İstanbul’a dönmek istemediğini söyler ve ailesinin Hicaz’a gönderilmesini talep eder. II. Bayezid’in ölümüne kadar orada kalan İdris, Yavuz Sultan Selim’in padişah olmasından sonra İstanbul’a döner (1512).
Yavuz Sultan Selim’in hizmetinde onun şark politikasında danışmanlıkta bulunan İdris, 1514 yılında gerçekleştirilen İran seferine ve Çaldıran Savaşı’na katılır. Bir süre Tebriz’de kalarak verdiği vaazlarla halkı Osmanlı idaresine ısındırmaya çalışır. Yavuz’un İstanbul’a dönmesinin ardından maiyetindeki 10.000 yerli gönüllü askerle Safevî kuşatması altındaki Diyarbekir’i kurtarmaya gider ve bu şehrin kurtarılmasında büyük hizmeti olur. Hatta onun teşebbüsüyle geçici olarak Mardin de alınır. Yavuz Sultan Selim’in emriyle bölgenin aşiret beyleriyle görüşerek Urmiye, İtâk, İmadiye, Cizre, Eğil, Bitlis, Hizan, Garzan, Palu, Siirt, Meyyâfârikīn (Silvan), Suran, Çemişkezek, Sasun, Çapakçur, Sincar, Çermik, Hızo, Zerik gibi bölgelerin savaşsız olarak Osmanlı yönetimine girmesinde önemli hizmeti olur. Yavuz ona üzeri tuğralı boş kâğıtlar göndermiş ve bunların kendisi tarafından doldurularak aşiret beylerine gönderilmesini istemişti. Bu hizmetlerine karşılık padişah tarafından 2000 filori altın, değerli kılıç ve kürklerle mükâfatlandırılan İdris, Yavuz’un Mısır seferi esnasında Halep’in ilhakını müteakip bu seferden dönüşünde Malatya, Urfa, Besni, Ergani, Harput, Divriği, Siverek ve kesin olarak Mardin ile öteki şehir ve kasabaların Osmanlı idaresine girmesini sağlar.
Mısır’da kaldığı süre içinde İbrâhim Gülşenî’nin hizmetinde bulunan İdrîs-i Bitlisî, bu arada Îsâ es-Sâvecî ile Necmeddin Mesud’un dualarını toplayarak şeyhe sunar. Ayrıca yazdığı 150 sayfalık şiire karşılık padişahın 500 filori altınla pek çok ihsanına nâil olur.
İdris ömrünün son yıllarını İstanbul’da ilmî çalışmalar yaparak geçirir. Bu arada Kanûnî Sultan Süleyman’a şark seferi hususunda tavsiyelerde bulunur.(1520) yılı sonlarında altmış beş - yetmiş yaşlarında iken vefat eder. Mezarı Eyüp’te, hanımı Zeynep Hatun’un yaptırdığı mescid civarında, kendi adına izâfetle anılan İdris Köşkü ve Çeşmesi denilen yerdedir.[1]
İdris-i Bitlisi’nin Bir Şiiri
-Çok yerde bitmez gül ağacı / Cennet havası yetiştirir güzelleri
-Bağ ve bahçelerdir gülün yeri / Zakkum cehennemden almış semeri
A. Bahattin YETİŞ
[1].Abdulkadir ÖZCAN. https://islamansiklopedisi.org.tr/idris-i-bitlisi