MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (27)

RUBAİ

-Ey sevgili sevgide sana yoldaşız!

-Ayağının bastığı toprak olmuşuz sanki.

-Âşıklar mezhebine nasıl yaraşır ki,

-Biz âlemi seninle görelim de seni görmeyelim.

Bu rubai, Mevlânâ’nın aşk anlayışının özünü derin bir şekilde yansıtır.

1 ) Ey sevgili, sevgide sana yoldaşız! : Burada “sevgili” mecazi anlamda ilahi sevgilidir, yani Allah ya da hakikatin ta kendisi. “Sevgide sana yoldaşız” derken şair, aşk yolculuğunda sevgiliyle aynı yolda olduğunu, onunla aynı amacı taşıdığını bildirir. Bu, mecazî aşklarda da geçerli olabilir; ancak Mevlânâ’nın dilinde en derin anlamı ilahî aşktır. Âşık, sadece sevmekle kalmaz, sevgilisinin sevgisinde yok olur, onunla bir olur.

2 ) Ayağının bastığı toprak olmuşuz sanki: Bu mısra, “hiçlik” makamının ifadesidir. Mevlânâ, burada kendini o kadar yokluk içinde hisseder ki, sevgilinin ayağının altındaki toprak bile olmaya razıdır. Burada tevazu en yüksek seviyededir. Aşk yolunda olan kişi, gururdan tamamen arınmıştır; artık varlık iddiası taşımaz.

3 ) Âşıklar mezhebine nasıl yaraşır ki: Mevlânâ, aşkı bir mezhep gibi görür. Bu mezhep, hakiki aşkın, sadakatin ve vuslat arzusunun temsilcisidir. Gerçek âşıklar, mecazdan hakikate ulaşmayı hedefler. Bu mısra ile şair, aşk yolunun adabını vurgular. Aşkta bir şey eksikse, bu eksiklik aşka yakışmaz.

4 ) Biz âlemi seninle görelim de seni görmeyelim: Bu mısra rubainin en çarpıcı yeridir. Mevlânâ, sevgiliyi o kadar merkeze alır ki, “evrende gördüğüm her şeyde seni görmeliyim” demektedir. Sevgili aracılığıyla görülen bir dünya, ancak onun ışığında anlam kazanır. O halde âşık, her şeyde sevgiliyi görmeden duramaz. Sevgiliyi görmeden sadece dış dünyaya bakmak, hakiki âşığın gönlüne yakışmaz.

SONUÇ: Bu rubai Mevlânâ’nın aşkı nasıl her şeyin merkezine koyduğunu gösterir. Onun anlayışında aşk; benliği eritmek, sevgilide yok olmak ve her şeyi onunla, onun için görmek demektir. Varlığın gerçekliği ancak sevgilinin yüzüyle tamamlanır. Âşık, artık ayrı bir varlık değildir; sevgilinin toprak olmuş bir parçasıdır. Mevlânâ’ya göre, böyle bir aşk yolu hakikate ulaşmanın da en parlak, en yakıcı, en dönüştürücü yoludur.