MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (14)

RUBAİ

-Ey ekmek uğrunda iman cevherini atan,
-Ey bir arpaya bir hazineyi satan zavallı!
-Nemrut gönlünü İbrahim’e kaptırmadı,
-Ama canını bir sivrisineğe teslim etti.

Bu rubai Mevlânâ’nın dünya hırsı, basit menfaatler ve nefsin körlüğü üzerine yaptığı derin bir eleştiridir.

ŞERHİ

1. "Ey ekmek uğrunda iman cevherini atan..."

Burada “ekmek” basit dünyevi ihtiyaçları, “iman cevheri” ise insanın en kıymetli varlığı olan inancını temsil eder. Mevlânâ, insanların geçici çıkarlar uğruna, ebedî kurtuluş yolunu terk etmelerini hayretle karşılar. Bu, nefsin ve midenin kölesi olan bir insan tipidir.

2. "Ey bir arpaya bir hazineyi satan zavallı!"

“Arpa” yine sıradan, değersiz bir dünyalık; “hazine” ise insanın içinde saklı olan ilahî sır, marifet, iman, ruhaniyet anlamında kullanılmıştır. Mevlânâ burada, insanın sonsuz olanı fani olana feda etmesini acıklı bir zavallılık olarak niteler. Çünkü arpa tüketilir, yok olur; ama hazine sonsuzdur ve geleceği aydınlatır.

3. "Nemrut gönlünü İbrahim’e kaptırmadı..."

Nemrut, Kur’ân’da Hz. İbrahim’in karşısında kibirle duran ve kendisini tanrı ilan eden bir zorba olarak anlatılır. Mevlânâ burada Nemrut’un kibirle gerçeği görmezden geldiğini, hakikate karşı direndiğini ifade eder. Gönlünü İbrahim’e kaptırmamak, ilahî hakikate teslim olmamak demektir.

4. "Ama canını bir sivrisineğe teslim etti."

Mevlânâ, Nemrut’un kibirle reddettiği ilahi hakikate teslim olmayışını bir ironiyle tamamlar: Koca Nemrut, bir sivrisineğin burnundan girip beynine ulaşmasıyla can verdi (rivayete göre). Bu, nefsine güvenen kibirli insanın ne denli aciz olduğunu vurgular. Allah’a boyun eğmeyen, sonunda en küçük mahlûka bile mağlup olur.