
MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (9)
Ey bağların, ağaçların, otların yeşilliği!
Ey benim ve bütün devletlerin başımızın devleti! Ey halvet âlemi, ey sema’ ayinleri, ey riyasızlık ve İkiyüzlülük! Sen yanımızda olmadıktan sonra
bunlar hep boş sevdalardır. Gel sevgili gel!

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (10)
Ey salınan servi! Güz rüzgârları değmesin sana! Ey cihanın iki gözü! Kem gözler değmesin sana! Sen, yerin ve göklerin canı olduğun için, canına rahatlıktan, esenlikten başka bir şey erişmesin

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (11)
Bizim toplumumuzu ve yolumuzu tutanlar,
kalıbımızdan yüzlerce can fışkırdığını görürler. Meşrebimizden bir şerbet için, öylesine sarhoş olur ki gecemizi gündüz görür.

MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (12)
Ey geceleri dünyayı dolanan ayın arayıp bulamadığı güzel! Aydan sana gece armağanları gelir. Gerçi can yerinin çevresi kızıl çehrelidir ama senin sararmış yanağındaki o piyadeler (serpilmiş benler) şahları met eder.