
MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (29)
RUBAİ :
-Kendimi mest olarak bir düzenle oraya atayım,
-Bakayım o cihanın canı orada mıdır?
-Ya özlediğim o yurda ayağımı basarım
-Yahut başıma da gönlüm gibi kaptırıp giderim.
Bu rubaide Mevlânâ, aşk sarhoşluğu içinde, hakikate kavuşmanın gerçekleşeceği o “yurda” doğru gitme arzusunu dile getiriyor. Burada söz konusu olan “yurt”, sadece fiziksel bir mekân değil; ilâhî aşkın merkezidir, yani mana âlemi, belki de hakkın zatıdır.
ŞERHİ ( AÇIKLAMASI )
1)“Kendimi mest olarak bir düzenle oraya atayım” : Şair, mecazi ya da gerçek anlamda kendini bir akışa bırakmak istemektedir. Bu “mestlik” hâli tasavvufî anlamda aşk sarhoşluğudur. Dünya düzenini terk edip, ilâhî düzene yönelmek, gönlün peşine düşmektir.
2)“Bakayım o cihanın canı orada mıdır?” : Aradığı şey, evrenin özü, ruhu, hayat kaynağıdır. Mevlânâ burada sevgiliyi, yani Hakk’ı (veya onun tecellisini) aramaktadır. Sorusu bir teslimiyetin değil, bir sevdayla yanmanın ve arayışın ifadesidir.
3)“Ya özlediğim o yurda ayağımı basarım” : Eğer bu yönelişi doğruysa, o yüce makama ulaşacak, özlem sona erecektir. Bu, aşkta vuslat, insanın kendine ve Hakk’a dönüşüdür.
4)“Yahut başıma da gönlüm gibi kaptırıp giderim” : Eğer bu yolculukta o hedefe ulaşamazsa, aklını da gönlü gibi feda etmeye hazırdır. Aşkta aklın yeri yoktur; Mevlânâ burada aklı gönüle kurban etmekten, kendini tamamen aşkın ateşine atmaktan söz eder.
SONUÇ: Bu rubai Mevlânâ’nın şu temel felsefesini yansıtır: Aşkla yanan bir gönül, hakikatin peşinden gitmek için aklı da, bedeni de göz kırpmadan feda eder. Bu yolculuk, ilâhî hakikatin peşinden sürüklenme hâlidir. Mevlânâ’ya göre aşk, insanı benlikten arındırır, Öz’e ulaştırır. Bu şiirde, ruhun özlediği “yurt”, tasavvufun ifadesiyle asıl vatan olan Allah katıdır. O yurt bulunursa vuslat vardır, bulunmazsa da kendini bütünüyle aşk uğruna feda etmek bir tür kurtuluştur.