BAŞLIK 2: MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (10)

RUBAİ

-Ey salınan servi! Güz rüzgârları değmesin sana!

-Ey cihanın iki gözü! Kem gözler değmesin sana!

-Sen, yerin ve göklerin canı olduğun için, canına rahatlıktan, esenlikten başka bir şey erişmesin.

ŞERHİ

1. Ey salınan servi! Güz rüzgârları değmesin sana!

Salınan servi, zahiren güzelliği ve zarafetiyle göze hitap eden bir varlık gibi görünür. Güz rüzgârı, nefsi, dünyanın geçici dert ve sıkıntılarını, ilahi aşktan uzaklaştıracak dünyevi meşguliyetleri simgeler. Derviş niyaz eder: Ey hak yolunun gülistanı olan er kişi! Bu fânî dünyanın soğuk nefesleri sana değmesin, seni hakikatten uzaklaştırmasın!

2. Ey cihanın iki gözü! Kem gözler değmesin sana!

Burada “cihanın iki gözü” ifadesiyle yine kâmil insan, “Kem göz” ise hasedi, nefsani bakışı, cehaleti temsil eder. Hak yolcusu dua eder: Ey Allah’ın nurunu yeryüzünde temsil eden can! Haset ehlinin nazarından, gaflet erbabının bakışından mahfuz ol!

3. Sen, yerin ve göklerin canı olduğun için, canına rahatlıktan, esenlikten başka bir şey erişmesin.

Bu beyitte ise, kâmil zatın hakikati, kâinatın özü olarak tanımlanır. O, halkın değil, Hakk’ın rızasını gözeten, yer ile gök arasında bir sır köprüsüdür. O’nun canı, Allah’ın kudretiyle diridir. O’na erişecek olan şey, yalnızca ilahi huzur, sekine ve rahmettir.

SONUÇ : Bu şekilde rubai, sadece güzel bir temenni değil, aynı zamanda Allah dostlarına, kâmil insanlara duyulan muhabbetin ve saygının derin bir tezahürü olarak anlaşılır.