
MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (32)
RUBAİ
-“Yanında olsam sevinçten uyuyamam,
-senden ayrı düşsem feryat ve iniltiden uykum gelmez.
-Kutlu Allah! Her iki gecemde de uyanığım.
-Bu uyanıklıklar arasındaki farkı sen gör.”
ŞERHİ
Bu rubai, müridin sevgiliye (Hakk’a) karşı hâlini anlatır.
1)“Yanında olsam sevinçten uyuyamam”: Mürit, Hakk’ın huzurunda bulunduğunda kalbi öyle bir aşk coşkusuyla dolar ki, ne uyku ne gaflet ona yaklaşır. Çünkü hakikî vuslat, ruhun uyanıklığıdır. Bu hâl, “zikrin lezzetiyle uykusuz kalmak ”tır.
2)“Senden ayrı düşsem feryat ve iniltiden uykum gelmez”: Ayrılık, âşığın kalbine dayanılmaz bir yanış verir. Hasret ateşiyle yanarken de uyuyamaz. Yani vuslatta neşeden, firakta ise acıdan uykusuz kalır.
3)“Kutlu Allah! Her iki gecemde de uyanığım.”: Mürit, hem kavuşmada hem ayrılıkta Hak ile meşguldür. Çünkü aşk, onu gafletten tamamen uzak tutar. Uyanıklık burada “kalbin Hakk’a bağlı olmasıdır.
4)“Bu uyanıklıklar arasındaki farkı sen gör.”: Âşık, kendi hâllerini ölçüp biçemez; çünkü o hâller, ilahî tecellilerin bir yansımasıdır. Vuslat gecesi şükürle, firkat gecesi sabırla yaşanır. Hakk’ın nazarında ikisi de değerlidir; fakat âşık bu farkı idrak edemez, yalnızca Allah bilir.
SONUÇ: Mevlânâ, bu rubaide Vuslatta aşkın şarabıyla sarhoş bir uyanıklık, Firkatte hasretin acısıyla yanık bir uyanıklık. Her ikisi de Hak yolcusunu gafletten uzaklaştırır. Âşık için asıl olan, Hakk’ın her hâlde gönülde hazır olmasıdır.