MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (34)

RUBAİ

-"Bu şeker sözlülük hep senin aşkınladır”
-Her gün sararmış nükteler dinle!
-“İşin bütün gece şarap vermek”
-“Hile düzen ve düşmanlık artıran yolsuzluklar…"

ŞERHİ VE (AÇIKLAMASI)

1) "Bu şeker sözlülük hep senin aşkınladır." Tasavvuf yolunda gerçek güzellik ve tatlı söz, Allah aşkından doğar. Âşık olan bir gönül, kelamında şeker gibi tatlı olur; çünkü o sözde beşerî değil, ilahî aşkın nuru vardır. Bu tatlılık insanı dünyaya değil, hakikate çeker.

2)"Her gün sararmış nükteler dinle!" Burada "sararmış nükte", eskimiş, ruhu beslemeyen dünya sözlerini temsil eder. Ârif için, mecazî eğlenceler, boş sözler solmuş yaprak gibidir. O gönül, artık yalnız hakikat nüktesinden zevk alır; çünkü aşkın esintisiyle başka her şey bayatlamıştır.

3)"İşin bütün gece şarap vermek…" Tasavvuf dilinde şarap, mecazî içki değil, aşk şarabıdır. Gece boyunca şarap sunmak, aşk ile meclis kurmak, gönüllere ilahî vecd sunmak demektir. Bu şarap, içtikçe aklı değil, nefsin perdelerini yok eder.

4)"Hile düzen ve düşmanlık artıran yolsuzluklar…" Aşk yolunun zıddı, nefsin oyunlarıdır. Hile, kin, düşmanlık ve yol bozuculuk, hakiki aşkı öldürür. Mevlânâ, aşkla gelen tatlılığa karşılık, nefsin hilelerini bir "zehir" gibi görür. Gerçek âşık, şeker gibi sözle gönül kazanır; nefsi ise hileyle gönül kırar.

SONUÇ: Bu rubai, tasavvuf yolcusuna şunu öğretir: Hakiki aşk, gönlü şeker gibi tatlı eder, sözü nur eder. Dünya dedikodusu, bayat nükteler, hakikatin yanında solgun kalır. Gecelerin meclisi aşk şarabıyla dolmalıdır; çünkü hile ve düşmanlık yolunu bozan tek şey, ilahi aşkın şarabıdır.