BAŞLIK 2: BİRAZ DA EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDEN
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde diyor ki: “İlk İstanbul kadısı (hâkimi) olan Hızır Bey Çelebi’nin huzurunda, Haşmetli Padişah Fatih ile bir Rum mimar arasında şöyle bir muhakeme cereyan eder.
Büyük bir abidenin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Fatih, bir Rum mimarına teslim eder. Mimar da Fatih’in arzusunun hilâfına olarak, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fatih, cezaen, Rum mimarın elini kestirir. Bunun üzerine mahkemeye celb edilen Büyük Padişah, başköşeye geçmek istemiş, birdenbire hâkimin şu ihtarıyla karşılaşmış:
Oturma Beyim! Hasmınla murafaa-i şer’i olacaksın, ayakta beraber dur!
Hızır Bey Çelebi, bu Koca Şanlı Padişah’ı mazluma, haksız el kestirdiği için, kendisinin de kısasa tâbi olduğunu ve elinin kesileceğini bildirir.
Fakat mimar kısası istemediği için, Büyük Fatih, günde on altın tazminata mahkûm olur ve hatta kısastan kurtulduğu için, bu tazminatı kendiliğinden yirmi altına çıkarır.”
İslâm mahkemesinin adaletinin canlı misallerinden biri olan bu misal, bize en haşmetli hükümdarlarla en âciz fertlerin huzur-u mahkemede müsavi olduğunu gösteriyor.
EVLİYA ÇELEBİ’NİN GÜZEL SÖZLERİ
-“Seyahat etmek, insanın aklını ve gönlünü açar.”
-“Gezdiğim yerlerde gördüm ki her diyarın kendine has bir hikmeti vardır.”
-“İnsan bilmediğinin düşmanıdır; gezdikçe öğrenir, öğrendikçe sever.”
-“Dünya bir misafirhanedir, gezen onu daha iyi tanır.”
-“Her şehir ayrı bir âlem, her insan ayrı bir hikâyedir.”