MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (26)
RUBAİ
-Bizim meşrebimizden bir şerbet içenler!
-Sarhoşlukla gecemizi gündüz görürler.
-Mutrıbımızın kapısından kaçan zavallıların da
-kulakları hep mezhebimizden ayrılmanın hasretini çeker.
Mevlânâ'nın bu rubaisi, aşk meşrebiyle yoğrulmuş olanların hâlini ve bu meşrepten uzak kalanların içten içe nasıl bir özlemle yanıp tutuştuklarını anlatır.
1 ) Bizim meşrebimizden bir şerbet içenler! : "Meşrep", tasavvufî bir kavramdır ve kişinin yaradılıştan gelen manevi yönelişini, içsel eğilimini ifade eder. Mevlânâ burada "bizim meşrebimiz" diyerek, aşk ve cezbe yolunu, yani Mevlevî anlayışı dile getirir. Bu yola girip de bir yudum şerbet içenler, yani aşk meclisinden nasiplenenler artık sıradan biri olmaktan çıkarlar. Şerbet mecazen aşkın, ilâhî feyzin, ledünnî zevkin simgesidir.
2 ) Sarhoşlukla gecemizi gündüz görürler. Bu mısra, aşk yoluna girenlerin yaşadığı hâli anlatır. İlâhî aşk sarhoşluğu öyle derindir ki, gece gündüz fark etmez olur. Bu, hem mânevî vecdin bir anlatımıdır, hem de aşk meşrebinde zamanın mahvolduğuna, yani ânın her şey olduğuna işaret eder. Bu aşk ehli için gece, karanlık değil; sevgiliyle dolu, nurlu bir zamandır.
3 ) Mutrıbımızın kapısından kaçan zavallıların da : “Mutrıb”, hem tasavvufî meclislerde neyzen, hanende gibi musikişinas kişilere denir, hem de burada mecazen Allah’ın aşkını dillendiren, gönülleri titreten hakikat sözcüsüdür. Mutrıbın kapısından kaçmak, yani bu meclisten uzak kalmak, hakikatten ve gönül zevkinden uzak kalmaktır. Bu kişilere “zavallı” denmesi, aşkın dışındaki hayatın yoksulluğunu vurgular.
4 )Kulakları hep mezhebimizden ayrılmanın hasretini çeker. Bu mısrada, Mevlânâ çok incelikli bir ruh hâlini anlatır. Bu meclisten kaçanlar bile, içten içe o aşk meşrebine ait olduklarını bilirler. Kalben ayrı düşseler de, ruhen hâlâ oraya ait oldukları için ayrılığın sızısını taşırlar. Kulak, işitme duyusu olduğu gibi, burada “duyma”, “özlemle dinleme” anlamındadır. O mutrıbın nağmeleri kalplerinde yankılanır, özlemleri dinmez.
SONUÇ : Bu rubai, Mevlânâ’nın tasavvuf anlayışını özetleyen güçlü bir ifadedir. Onun meşrebi, aşk yoludur. Bu yola girenler, dünyaya farklı bir gözle bakar; geceleri gündüz gibi aydınlık yaşarlar. Bu yoldan uzak duranlar ise, her ne kadar kaçsalar da içlerinde o aşkın çağrısını işitir, meclisten ayrı kalmanın acısını duyarlar. Rubai, aşk meşrebine duyulan derin bağlılığı ve bu yoldan sapmanın ruhsal ıstırabını hem açık hem sembolik biçimde ifade eder.