MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (12)
RUBAİ
-Ey geceleri dünyayı dolanan ayın arayıp bulamadığı güzel!
-Aydan sana gece armağanları gelir.
-Gerçi can yerinin çevresi kızıl çehrelidir,
-Ama senin sararmış yanağındaki o piyadeler (benler), şahları met eder.
ŞERHİ ( AÇIKLAMASI )
1 ) “ Ey geceleri dünyayı dolanan ayın arayıp bulamadığı güzel” : Buradaki "ay", aklı, bilgiyi veya manevi yolculuğu simgeler. Geceleyin âlemi gezen ay, hakikati bulmak için çabalar ama bu “güzeli” bulamaz. Bu “güzel”, mükemmel olan, âdeta Hakk’ın tecellisidir. Âşıkların arayıp da erişemediği mutlak varlığı, hakikat nurunu simgeler.
2 ."Aydan sana gece armağanları gelir." : Ay burada mecaz olarak idraki, içsel aydınlanmayı temsil eder. Fakat ayın bile bir hediye sunması, onun bile bu güzelliğe hayran kaldığını ve kendi nurunun da aslen ondan geldiğini gösterir. Bu, Mevlânâ’da çokça geçen “nur minen nur” (ışıklar içinden gelen ışık) düşüncesine benzer.
3 ."Gerçi can yerinin çevresi kızıl çehrelidir," : Sevgilinin “can yeri” (gönül ya da kalp bölgesi) çevresi kızıl yanaklarla süslenmiştir. Aynı zamanda, tasavvufta can yeri Allah’ın tecelli ettiği yerdir; bu bölgenin “al” oluşu, aşkın ateşiyle yanmış olmasını gösterir.
4 ."Ama senin sararmış yanağındaki o piyadeler (benler), şahları met eder." :Benler, âşığın nazarında sıradan birer nokta değil, aşkın ilâhî izleridir. “Sararmış yanak” ise aşkın hasretiyle dolmuşluğu, fanîleşmiş benliği gösterir. O benler öyle anlamlıdır ki yalnız âşıklar değil, krallar (şahlar) bile onlara secde eder gibi hayran kalır.