MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (22)
RUBAİ
-Ey gözyaşım, ak da git o sevgiliye haber ver,
-Gönlümde bahar açtıran, o canıma seyran eden yâre de ki:
-Eğer bir gececik olsun şu kara gecelerimi hatırlarsa,
-Benim edep dışı hallerime fazla darılma, fazla incinme!
Bu rubaide Mevlânâ, gözyaşına hitaben onu bir haberci olarak kullanır. Gözyaşı sadece bir duygunun dışavurumu değil, aynı zamanda ruhun yakarışı, iç âlemin tercümanıdır. Tasavvufta gözyaşı, insanın nefsani kabuğundan sıyrılıp ilahî aşka yönelişini simgeler.
ŞERHİ ( AÇIKLAMASI )
1 ) "Ey gözyaşım, ak da git o sevgiliye haber ver" : Burada “gözyaşı”, aşkın yakıcılığıyla yanıp tutuşan âşığın gönül elçisidir. O sevgili, ilâhî hakikatin sembolüdür. Âşık ona kavuşamamanın hüznüyle gözyaşı döker, ama aynı zamanda bu gözyaşı bir dua, bir iltica olur.
2 ) "Gönlümde bahar açtıran, o canıma seyran eden yâre de ki:" : Sevgili, âşığın ruhunu diriltmiş, gönlünde baharı yeşertmiştir. Buradaki “bahar”, mecazî olarak manevi uyanışı, kalbin dirilişini temsil eder. Sevgilinin varlığı gönlünü bir gül bahçesine çevirir.
3 ) "Eğer bir gececik olsun şu kara gecelerimi hatırlarsa," : Âşık burada sevgiliden anlayış bekler. Onun yaşadığı iç karanlıklar, ruhsal buhranlar, ayrılık geceleri vardır. Eğer sevgili bir an için bu derin yalnızlığı, bu manevi geceleri hatırlarsa, şefkatle bakacaktır.
4 ) "Benim edep dışı hallerime fazla darılma, fazla incinme!" : Bu dizede âşık, iç yangınının zaman zaman taşkınlığa, hal dışılığa (yani sofi terimiyle "şathiyat" sayılabilecek sözlere) dönüşebileceğini kabullenir. Aşk sarhoşluğu, ölçü dışına çıkmış gibi görünse de, içten gelen bir yanışın neticesidir. Buradaki “edep dışılık” zahirde edebe aykırı gibi görünse de bâtında aşkın coşkusunun bir yansımasıdır.
SONUÇ: Mevlânâ burada, ilâhî aşkın sarhoşluğu ile konuşan bir âşığı anlatır. Gözyaşı mecaz değildir yalnızca; kulun Hakk’a dönüş yolculuğundaki en sahici nişanedir. Sevgili ise bizzat Hak’tır. Âşık, kendi eksikliklerini bilmekte ve Hak’tan merhamet ummaktadır. “Edep dışı” olarak gördüğü her hâl bile aşkın bir yan etkisidir. Aşk, kişiyi “halka aykırı” kılar ama Hak katında bu hal bir eksiklik değil, bir yükseliştir.