BAŞLIK 2: MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (9)
-Ey bağların, ağaçların, otların yeşilliği!
-Ey benim ve bütün devletlerin başımızın devleti!
-Ey halvet âlemi, ey sema’ ayinleri, ey riyasızlık ve İkiyüzlülük!
-Sen yanımızda olmadıktan sonra bunlar hep boş sevdalardır.
-Gel sevgili gel!
Açıklama:
Bu rubâîde Mevlânâ, tasavvufî bir dille ilâhî aşkı ve bu aşkın hayatın özündeki yerini anlatır.
1. "Bağlar, ağaçlar, otların yeşilliği"
Doğanın güzellikleriyle bezenmiş bir dünyanın sembolüdür. Bu, zahirî âlemin (görünen dünyanın) cazibesini temsil eder.
2. "Devletlerin başı", "başımızın devleti"
Mecaz olarak en yüce sevgiliyi, yani Allah’ı simgeler. Bu ifade, Allah’ın her şeyin üstünde ve en değerli varlık olduğunu vurgular.
3. "Halvet âlemi"
İnziva ve içsel tefekkürle ulaşılan ruhsal âlemdir.
4."Sema’ ayinleri"
Mevlevî geleneğinde Allah’a ulaşmanın yolu olan dönme ayinleridir.
5. "Riyasızlık ve ikiyüzlülük"
Tasavvufun özü olan samimiyeti vurgular.
Ancak Mevlânâ tüm bu güzelliklerin, ibadetlerin ve zahiri davranışların özünün sevgilinin varlığı ile anlamlı olduğunu söyler. Eğer o yüce sevgili – yani Hak – yoksa geriye kalan her şey boştur.
Sonuç:
Bu rubâîde Mevlânâ’nın temel mesajı şudur: Dış dünya ne kadar güzel olursa olsun, gerçek anlam ve değer, ilâhî sevgilinin (Allah’ın) varlığıyladır. O olmadıktan sonra, her şey şekil ve görüntüden ibarettir. Mevlânâ’nın bu yaklaşımı, tasavvufî düşüncenin temelini oluşturur: "Can yoksa beden cesettir, aşk yoksa hayat boşluktur."