MEVLANA’NIN RUBAİLERİ (17)
RUBAİ
-Geceleri uykumu kaçıran o sevgili,
-Gözyaşlarıyla mihrabımın ıslanmasını istiyor.
-Beni sessizce yakalayıp suya attı,
-Ama o su benim gücümü artıran hoşuma giden bir sudur.
ŞERHİ ( AÇIKLAMA )
1. "Geceleri uykumu kaçıran o sevgili..." :Buradaki sevgili, zahirde bir beşerî aşk gibi görünse de, Mevlânâ’nın dilinde bu çoğunlukla ilâhî aşktır. Âşığın geceleri uykusuz kalması, ruhunun, kalbinin sükûnet bulamayışı, sevgiliden uzak kalışın bir sonucudur. Tasavvufta bu hâl, “mâşukun zikriyle mest olma” ve “vuslat özlemiyle yanma” durumudur.
2. "gözyaşlarıyla mihrabımın ıslanmasını istiyor." : Mihrab, Allah’a yönelmenin, ibadetin sembolüdür. Âşık, geceleri gözyaşlarıyla ibadet ederken, mâşuk da bu halden memnundur. Çünkü ilâhî aşkın kemali, gözyaşı ve sabırla ortaya çıkar. Burada, âşığın ağlayarak ibadeti ve sevgiliye yönelmesi, içsel arınmanın bir yoludur.
3. "Beni sessizce yakalayıp suya attı..." : Bu ifade, bir teslimiyet sahnesidir. Sevgili, âşığı kendi iradesi dışında, sanki ansızın bir cezbe hâliyle yakalayıp derinliklere sürükler. Suya atmak, burada mecazen aşkın derinliğine, tasfiyesine dalmak anlamındadır. Bu su sıradan bir su değil, ruhu terbiye eden, kişiyi dönüştüren bir sudur.
4. "...ama o su benim gücümü artıran, hoşuma giden bir sudur." : Âşık, bu aşk derinliğinde yok olmaktan yakınmaz; aksine bu hal ona haz verir. İlâhî aşk, dıştan bir azap gibi görünse de, içte büyük bir neşe ve diriliş doğurur. Sevgilinin verdiği bu hal, acıyla karışık bir lezzet taşır. Bu da aşkın terbiye edici ve olgunlaştırıcı yönünü gösterir.
SONUÇ: Bu rubai, Mevlânâ’nın ilâhî aşkı nasıl bir yakıcı ama aynı zamanda doyurucu ve güçlendirici bir hâl olarak yaşadığını dile getirir. Geceleri uykusuzluk, gözyaşı, mâşukun yönlendirmesiyle ruhta oluşan teslimiyet; hepsi aşkın tasavvufta bir arınma ve yükselme yolu olduğunu gösterir. Su burada sadece temizleyici değil, aynı zamanda aşk ateşinin karşıtı gibi görünse de, âşığın gücünü artıran ilâhî bir cevherdir.