BİRAZ DA MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (4)
RUBAİ
-Gel! Senin o yanağının parıltısı şamdan mumunun ışığı değil!
-O sendeki nakışlar, su’ dan ve insan tohumundan değil gel!
-Kendini öfke içinde gizleme.
-Sendeki bu güzellik gizlenecek güzelliklerden değil gel!
1.’’Gel! Senin o yanağının parıltısı şamdan mumunun ışığı değil!’’
Bu rubai, insanın özündeki ilahi güzelliğe, ilahi hakikate yapılan çağrıdır. Mevlânâ, burada maddi olanla manevi olanı karşılaştırır. Yanağın parıltısını mum ışığına benzetir ama hemen ardından bunun dünyevi bir ışık değil, ilahi bir nur olduğunu söyler. Bu, tasavvufta "nûr-i ilâhî" yani Allah’tan gelen nurla ilişkilidir.
2. “O sendeki nakışlar, Su’dan ve insan tohumundan değil…”
Bu dize, insanın sadece maddi bedenden ibaret olmadığını belirtir. Tasavvuf ehline göre, insan iki yönlü bir varlıktır: Biri topraktan ve sudan gelen fiziksel yönü, diğeri ise Allah’ın ruhundan üflediği manevi özü. Mevlânâ burada, insanın o ilahi özüne vurgu yapar. O nakışlar, Allah'ın sanatıdır; maddi değil, aşkın bir güzelliktir.
3.“Kendini öfke içinde gizleme.”
Tasavvufta nefsin en temel perdelerinden biri öfkedir. Öfke, insanın gerçek yüzünü, yani o ilahi güzelliğini gizler. Mevlânâ bu dizeyle, insanı öfkesinden, kininden sıyrılıp kendi hakikatine yönelmeye çağırır. Kendi ilahi özünü bulmak için öfkeden, nefsanî perdelerden temizlenmek ister.
4.“Sendeki bu güzellik gizlenecek güzelliklerden değil gel!”
Bu çağrı, hem bir davettir hem bir uyarı. Mevlânâ, "Senin içindeki güzellik Allah’ın tecellisidir, sen onu gizleme! Bu bir sır değil, âleme nur saçan bir hakikattir!" der. Tasavvufta “tecelli” dediğimiz kavram, Allah’ın güzelliğinin insan üzerinden görünür olmasıdır. Bu yüzden güzellik gizlenemez, çünkü o Allah’tandır.
Sonuç: Bu rubai, Mevlânâ’nın dilinden, insanın içindeki ilahi özü fark etme, onu gizlememe ve o özle buluşma çağrısıdır. Tasavvuf, insanı dış görüntüsünden, nefsinden arındırarak içteki Allah’a ait olan o güzelliğe yöneltmeyi amaçlar. Mevlânâ da burada bize diyor ki: "Sen sıradan bir varlık değilsin. Sen, Allah’ın nurunun bir yansımasısın. Bu nuru gizleme. Öfke gibi geçici perdelerin ardında saklanma. Gel... Kendin ol. O gerçek ‘Sen’ ol!"