BAŞLIK 2: BİRAZ DA ADIYAMAN’LI HAYDAR EFENDİ

Adıyamanlı Haydar Efendi, XIX. yüzyılın sonlarında yetişen ve XX. yüzyılın başlarında yaşamış önemli divan şairlerinden biridir. 1869 yılında, o dönem Hısnımansur adıyla bilinen Adıyaman'da dünyaya gelmiştir. Köklü ve ilim sahibi ailelerden biri olan Hocazâdeler ailesine mensuptur.

İlk eğitimini Adıyaman Rüştiyesinde aldıktan sonra medrese tahsilini tamamlamış, Arapça ve Farsçayı öğrenerek klasik İslam ilimlerinde kendisini yetiştirmiştir. Küçük yaşlardan itibaren şiire ilgi duymuş; özellikle Fuzûlî, Bâkî, Nâbî ve Şeyh Gâlib gibi büyük divan şairlerinden etkilenmiştir.

Haydar Efendi, devlet hizmetinde de önemli görevler üstlenmiştir. Çeşitli dönemlerde nahiye müdürlüğü, orman müdürlüğü ve Hususi Muhasebe Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş, dürüstlüğü ve adaletli kişiliğiyle tanınmıştır. Resmî görevlerini sürdürürken ilim ve edebiyattan hiç kopmamış; çevresinde saygı duyulan bir şair ve kültür insanı olarak yaşamıştır.

Şiirlerinde memleket sevgisi, Allah'a kulluk, Peygamber sevgisi, ahlâk, dostluk, dünyanın geçiciliği ve insanın manevî olgunluğu gibi konular geniş yer tutar. Özellikle Adıyaman'ın tarihî eserlerini, camilerini ve sosyal hayatını şiirlerine taşıması bakımından bölgenin kültür tarihine önemli katkılar sağlamıştır.

1927 yılında Adıyaman'da vefat eden Haydar Efendi, geride klasik Türk edebiyatı geleneğini yaşatan değerli şiirler bırakmıştır. Günümüze ulaşan şiirlerinin sayısı sınırlı olsa da, araştırmacılar onun çok daha fazla eser kaleme aldığını belirtmektedir.

Haydar Efendi, klasik divan şiirinin son temsilcilerinden biri kabul edilir. Gazel, kaside, na't, münâcat, mersiye ve tarih manzumeleri yazmıştır. Dili ağır olmakla birlikte akıcıdır. Şiirlerinde dinî ve tasavvufî duygularla birlikte memleket sevgisini de ustalıkla işlemiştir.

Onun eserlerinde;

  • Allah sevgisi,
  • Peygamber sevgisi,
  • Güzel ahlâk,
  • Adalet,
  • İlim,
  • İnsan sevgisi,
  • Vatan ve memleket sevgisi,
  • Dünyanın faniliği

Adıyaman’la ilgili şiiri

Hısn-ı Mansûr'da terakkî eyledi eş'âr-ı mey
Kıyyesin elli kuruştan almağa hülyâdeyim.

“Hısnımansur'da (Adıyaman'da) mey ve meclis üzerine söylenen şiirler çok gelişmiş ve yaygınlaşmıştır.

Ben de oranın meşhur şarabından bir kıyyesini elli kuruşa almayı hayal ediyorum.

Hısn-ı Mansûr'da bu Kab Câmi harâb olmuş iken
Emr-i inşâsında dîndârâne geldin hayrete.

("Harap durumda bulunan Kab Camii yeniden inşa edilince, bu hayırlı hizmet herkesi hayran bıraktı.")

GAZEL

Günahım işret olsun affeden Hüdai Ekberdir

Çekersen bir kadeh bâde, günahkârım, benim sade,
Ne kâfir var bu dünyada bilen yok, sade Haydardır.

(Günahım, eğer içki meclisine katılmaksa, beni affedecek olan Allah en büyüktür.

Bu dünyada kimin gerçekten kâfir, kimin mümin olduğunu kimse bilemez; bunu en iyi bilen Allah'tır. Ben ise sadece Haydar'ım.)

HAYDAR EFENDİNİN HİKMETLİ SÖZLERİ

-İnsan, ilim ve güzel ahlâkla değer kazanır.

-Dünya geçicidir; kalıcı olan güzel amellerdir.

-Adalet, devletin ve toplumun temel direğidir.

-Vatan sevgisi, imanın ve insanlığın önemli bir göstergesidir.

-Allah'a samimiyetle yönelen kimse gerçek huzuru bulur.

-Mal ve makam gelip geçicidir; asıl servet güzel ahlâktır.

-İnsan, kibirden uzak durmalı ve tevazu sahibi olmalıdır.

-İlim, insanı yüceltir; cehalet ise küçültür.

-Her nimet şükür ister.

-Güzel söz, gönülleri birleştiren en kıymetli hazinedir.